17 Kasım 2008 Pazartesi

BRÜKSEL’DEN HABERLER

Türkiye -AB İlişkileri

AB Komisyonu Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü’nün aday ülkelerle ilgili hazırladığı son iki raporda Türkiye ile ilgili şu görüşlere yer veriliyor:

Aday ülkeler tarafından Nisan 2003’te yapılan mali bildirim sonuçları raporu:

• Kamu maliyesi verilerinin kapsam ve kalitesinin iyileştirilmesinde önemli bir ilerleme kaydedilmiştir,
• Verilere göre kamu maliyesine yönelik önemli etkenlerin başında 1999 depremi ve 2001 mali krizinin geldiği görülüyor,
• Kamu borçlanmasının kısa vadeli yapısı faiz ve döviz kuru dalgalanmalarının gelir-gider dengesi ve borçlanma düzeyi üzerinde çabuk ve önemli bir etki yapmasına yol açıyor;
• 2002 ve 2003 dönemlerinde bu şokların azalma eğilimine geçtiği görülüyor,
• Kamu maliyesinin ESA 95 sistemine uyumu ile birlikte, tarım destekleme ve bankacılık sektöründe tasfiye gibi siyasi kararların maliyet muhasebesinin daha saydam ve doğru yapılabildiği gözleniyor.


2003 mali bildirimleri ışığında aday ülkelerin borç eğilim tahminleri raporu:

• Türkiye ve Bulgaristan’da kamu borçlanma oranlarında görülen düşüş sonucunda 13 aday ülke kamu borçlanması ortalama değeri gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) 2001 yılında %63.8’i 2002’de %57’si oldu. 2003 yılında bu değerin %54.2’ye düşmesi bekleniyor.
• Mayıs 2004’te üye olacak on aday ülkede ise ortalama değer 2001 yılında GSYİH’nın %36.9’u olurken 2002’de %40’ına yükseldi, bu oranın 2003 yılında %41.2’ye yükseleceği tahmin ediliyor;
• 2003 yılı tahminlerine göre en düşük kamu borçlanması oranının %5.5 ile Estonya’da, en yüksek ise %86 ile Türkiye’de olması bekleniyor.
Genişleme Süreci

850.000 kayıtlı seçmenin %64’ünün katıldığı halk oylaması sonucunda Estonya AB üyeliğini %67 oranında “evet” oyuyla kabul etti. Seçmenlerin %33’ü ise üyeliğe karşı oy kullandı.

Bilgiye dayalı rekabet gücü yüksek bir ekonomi düzeyine ulaşmak amacıyla aday ülkelerin önceliğinin eğitim yatırımları olması gerektiği vurgulanıyor. Eurostat’ın yaptığı araştırmaya göre Mayıs 2004’te üye olacak on aday ülkede öğrencilere sağlanan mali yardımların AB üyelerine göre çok düşük oranlarda olduğu görülüyor. Bu ülkelerde eğitim harcamalarının GSYİH içinde payının ortalama değeri 1999’da %5.5 oldu. Aynı dönemde eğitim kurumlarına doğrudan harcamaların GSYİH’ye göre ortalama değeri bu ülkelerde %4.9, AB’de ise %4.7 oldu. Öğrencilere yapılan doğrudan mali yardımların kamu harcamaları içindeki payı ise bu ülkelerde %2.3, AB ülkelerinde %6.1 oldu.

Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Polonya Merkez Bankası Başkanları Euro alanına girmek için ulusal para birimlerinin en az iki yıl dalgalanmaya bırakılacağı Döviz Kuru Mekanizması (ERM II) koşullarını eleştirdiler. ERM II kurallarının yorumunda, AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası döviz kuru dalgalanma aralığının %2.25 olması gerektiğinde ısrar ederken Maastricht Antlaşması %15 dalgalanma aralığını mümkün kılıyor. Bu bağlamda sözkonusu ülkelerin merkez bankası başkanları dar bir dalgalanma marjının sabit kurla aynı anlama geleceğini ve bunun yeni üye ülkeler için risk yaratabileceğini savundular. Başkanlar, yatırımcıların her an döviz piyasalarında spekülasyon yapabileceklerini ve bu durumun merkez bankalarının müdahalesini zorunlu kılıp kurların dalgalanma marjını aşacağına dikkat çektiler.

Macaristan ERM II’ye 2004 ortalarında katılmayı planlarken, Polonya ve Çek Cumhuriyeti sırasıyla 2008 ve 2010 yıllarında Euro alanına dahil olmayı hedefliyor.

AB - Dünya Ticaret Örgütü (WTO)

Dış ticaretten sorumlu AB Komiseri Pascal Lamy, Cancun’da yapılan WTO görüşmelerinin başarısızlığa uğraması sonucunda yaptığı basın toplantısında AB olarak görüşmelere müzakerelerin %50’sini gerçekleştirmek amacıyla başladıklarını ancak %30’la geri döndüklerini açıkladı. Lamy, Doha Kalkınma Gündemi’nin AB’nin dış ticaret politikasında öncelikli konumda olduğunu, bu nedenle AB’nin Cancun’a çözüm bulma konusunda kararlı geldiğini söyledi. Müzakereler süresince karşı görüştekileri dinleyerek tekliflerini gözden geçirdiklerini ve sonuç olarak masadaki teklifin tüm üye ülkeler için adil bir çözüm olabileceğini öne süren Lamy görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının herkesin kaybı olduğunu ekledi.

Ekonomi

Yılın ikinci üç aylık döneminde Euro alanı ülkelerinin GSYİH’unda %0.1 oranında düşüş görüldü. Halihazırda teknik anlamda ekonomik resesyon (ardarda iki üç aylık dönemde düşüş) olmamakla birlikte, bu düşüşün Euro alanı ülkelerini resesyona yakınlaştırdığı açıklandı. Bu dönemde AB genelinde GSYİH oranı aynı kaldı. İkinci üç aylık dönemde yıllık GSYİH büyüme oranları ise Euro alanı ülkelerinde %0.2, AB genelinde %0.5 oldu.

İsveç’te para birimi olarak Euro’ya geçmek için yapılan halk oylaması sonucunda %56 oranında “hayır”, %42 oranında “evet” oyu çıktı. Ülkede, başkent Stockholm dışında tüm bölgeler İsveç para birimi kronun değişmemesi için oy kullanıldı. Başbakan Göran Persson Euro’ya geçme konusunda yeni bir halk oylamasının gelecek 10 yıl içinde olması ihtimalinin düşük olduğunu açıklad

Hiç yorum yok: